Elin Oğlu Danilo Zanna!


Şimdilerde elin oğlu programında izlediğimiz Danilo Zanna Nisan 1982'de Floransa'da dünyaya gelmiş.

                         
                                            18 yaşındayken aşçı olmaya karar vermiş.


Ekim 2009 da hayatının aşkını Türkiye'de bulmuş ve mayıs 2013'te bu aşkın meyvesi Zeno Tibet doğmuş :)

                                  
                                    Ekim 2014'te ise Planet Mutfaktaki serüveni başlamış.


      
             Danilo Zanna'nın yemek tariflerini youtube planet mutfak kanalında bulabilirsiniz!

Asus Fonepad 7 Lollipop 5.0 güncellemesi


Son güncelleme fiyaskolarından sonra açıkcası 500-600 mb' lık bu güncellemeyi kurmaya korkmadım değil. Tekrar aynı hatayı yapmazlar düşüncesiyle dün gelen güncellemeyi bugün kurdum.Birkaç tane  benim hiç kullanmadığım uygulama silindi.Yerlerine birkaç yine kullanmayacağımı tahmin ettiğim uygulama gelmiş. Güncelleme kurulduğunda google play için de güncelleme istiyor. Telefon çok yavaşladı. Ayrıca kaç saattir şarjda dolmuyor bir türlü. Niye yüklediysem! Menü tasarımlarını  da beğenmedim.
Bu telefonu almayı düşünenenler için ise diyeceğim şu; tableti telefon olarak kullanmak gerçekten zor oluyor. Hem aksesuar bulmak açısından hem kullanış açısından insanı zorluyor. Zenfone modellerine bakmanızı tavsiye ederim.

Disiplinle başarının kaynağına yol açın!


Disiplin! Disiplin! Disiplin! Disiplinin başarıyı getirdiğinden şüphesi olan var mı aranızda? Yoktur diye düşünüyorum. Peki başarıyı getirdiğini bildiğimiz disiplini neden hayatımızda uygulamıyoruz? Söyleyeyim size niye çünkü küçüklüğümüzden beri böyle alıştırıldık çoğumuz. İlk evimizin, annemizin, babamızın kurallarıyla tanıştık. Daha sonra okul, daha sonra işyeri kuralları...Peki kurallar vardı ama niye vardı? Her zaman uygulanıyor muydu? Ne yazık ki hayır. Zaten insanları da sorumsuzluğa, vurdumduymazlığa iten şeyler vaktiyle konulan kuralların uygulanmamış olması değil mi? Kişi kavga eder affedilir. Öğrenci okul eşyasına zarar verir affedilir. O şunu yapar affedilir, bu şunu yapar affedilir. Madem uygulanmayacak kurallar, neden varlar? Hayatım boyu hep kurallara uyan biri oldum. İyi niyeti hiçbir zaman suistimal etmedim. Belki aranızda benim gibi olanlarınız vardır, belki diyorum çünkü azınlıktayız. İnsanların çoğu, kendilerine kolay geleni yapmaktan alıkoyamıyor, bu diğer insanlara zarar verse bile. Sadece o insanları da suçlamamak lazım. Ne de olsa birilerinin onlara gösterdiği tolerans mevcut hallerine devam etmelerine yol açıyor. Gel de kızma! Ben derslerime hep vaktinden erken gidiyorum. Hatta haddinden fazla erken. Çünkü arabayı kaçırabileceğimi hesap edip hep bir önceki arabaya göre evden çıkıyorum. Ama ne oluyor biliyor musunuz, sadece birkaç kişi ders saatine kadar gelmiş oluyor. Hoca da arkadaşlarınızı bekleyelim diyor. Biz bekliyoruz ama niye? O arkadaşlarımız yataklarında 10 dk daha daha fazla uyuyabilsin diye. Sorarım size gerçekten arkadaş mı bize zarar veren bu insanlar? Hocaya göre zaten 10 dk beklememizin önemi yok, altıüstü 10 dk Ama ben hergün bekletilen kısımdayım bilmiyorki. Hem  geç kalan arkadaşlara iyilik yapıyor hoca değil mi ne sakıncası var? Ama aslında olan ne? Biz cezalandırılıyoruz. Niye??? Vaktinde geldik çünkü. Yahu insan 1 defa geç kalır, 2 defa geç kalır. Ama hergün hergün ben insanları beklemek zorundamıyım? Burda söylüyorum da gel de okulda yüzlerine söyle. İnanın denedim. Kızarmıyor bile yüzleri. Bir de hekim olacak kişiler bunlar! Geçen gün hoca geç kalan hiçbir öğrenciyi derse almadı.İçime su serpildi. Her hocanın yapması gerekeni yaptı aslında. Hatalara göz yumarak nasıl disiplin sağlanabilir. Bu sadece binlerce sorumluluk örneğinden biriydi. Bu yazıyı yazmaktaki amacım  birilerine sesimi duyurabilmekti. Belki hocasınız, belki iş verensiniz, belki başka birşey. Lütfen sorumlu kişileri ödüllendirin, sorumsuz kişileri cezalandırın. Tabiki ilk önce sizler örnek olacaksınız. Sonra isteyeceksiniz ve öğrenciler sizler de üzerinize düşen sorumlulukları yerine getirin .Hiçbir zaman kaçmayın. Benden bu kadar. Gelin hep birlikte disiplinle başarının kaynağına yol açalım!

Uyku bozuklukları


Sağlıklı bir insanda günlük uyku süresi ortalama 8 saattir. Ama uyku bozukluklarında bu süre değişebilir. Bugün uyku bozukluğu çeşitleri ve nedenlerinden bahsedeceğim. Uyku bozuklukları primer ve sekonder olmak üzere ikiye ayrılır. Primer bozuklukta uyku bozukluğuna sebep olan bir etken yoktur.  Bu başlık altında dissomnialar ve  parasomnialar vardır. Sekonder bozukluğa ise psiki-yatrik hastalıklar, fiziksel hastalıklar, geçiçi stresörler ve olumsuz çevre koşulları sebep olur ve uyku bozukluğundan çok altta yatan sebepe yönelik tedavi yapılır.Primer uyku bozukluğu çeşitlerine bakacak olursak:
A-Dissomnialar
•       Primer insomnia
•       Primer hipersomnia
•       Narkolepsi
•       Nefes almayla ilişkili uyku bozuklukları
•       Sirkadiyen ritm uyku bozuklukları
•       Başka Türlü Adlandırılamayan: Huzursuz bacak sendromu, Nokturnal myoklonus
B-Parasomnialar
•       Kabus boz
•       Uykuda terör (night terror) bozukluğu
•       Uykuda yürüme bozukluğu(somnambulizm)
•       Başka Türlü Adlandırılamayan
Şimdi tek tek göz atalım:

1-Primer Hipersomnia
•       1 aydan fazla süren uykusuzluk ya da düşük kaliteli uyku şikayetinin olduğu durumdur.
Nedeni:
-          Uyku hijyeninin bozuk oluşu (gürültülü ya da sıcak-soğuk yatak odası, yatakta okuma, gündüz uyuma vs.)
- Uyuyamama ile ilişkili aşırı anksiyete
Tedavi
•        Uyku hijyeni
•       Belli zamanlarda yatağa girme
•       Uyuyamazsa oturma odasına geçip kitap okuma vs.
•       Yatak odasının sadece uyku için kullanılması
•       Gündüzleri hafif egzersiz
•       Yatmadan önce hafif bir şeyler yeme
•       Alkol, sigara ve kafeinden kaçınma
•       Gündüz uyuklamalarından kaçınma
•       Uyusa da uyumasa da sabah aynı saatte kalkma
2-Primer hipersomnia
•       En az bir aydır süregelen başka bir nedene bağlı olmayan aşırı uykululuk halidir.
•       Erken yaşlarda başlayan ve hayat boyu süren bir durumdur.
3-Narkolepsi
•       Günde 2-6 kez, 10-20 dk.’lık uyku atakları
                Sebepi bilinmiyor.
4-Nefes almayla ilişkili uyku bozuklukları
•       Uyku apnesi sendromu da denir .
•       Uykuda 10 sn. ya da daha uzun süren apne(nefes alamama) dönemleri olur.
•       Hipoksi ve kardiyak aritmilere neden olur.
•       Uyku kalitesini bozarak gündüz uykulu olmaya yol açar.
5-Sirkadiyen ritm uyku bozuklukları
•       Gecikmeli uyku evresi tipi
•       Jet lag sendromu: Uzun hava seyahatlerinden sonra gelişir.
•       Değişen mesai saatleri tipi
6-Huzursuz bacak sendromu
•       Uykuya dalmaya çalışırken dayanılmaz biçimde bacakları hareket ettirme ihtiyacının hissedilmesidir.
•       Bacakları hareket ettirmek ya da gezinmek sıkıntıyı azaltır.
•       Primer olabilir ya da anemi, gebelik, renal yetmezlik nedeniyle olabilir.
7-Periyodik ekstremite hareket bozuklukları (Nokturnal myoklonus)
•       NREM’de kol ve bacakların her 20-40 sn.de bir 1-2 sn. süren kısa tekrarlayıcı, stereotipik, nonepileptiform hareketleridir.
•       Çok kısa süreli uyanmalara neden olarak uyku kalitesini bozar.
•       Prevalansı yaşla birlikte artar.
•       Anemi, folat eksikliği, böb. Yetmezliğine bağlı olabilir.

B-Parasomnialar 
1. Kabus boz (Nightmare):
 REM’de olan anksiyete oluşturan rüyalardır.
 Genellikle tam uyanmayla sonlanırlar.
 Kişi uyanınca rüyasını hatırlar.
3-6 yaş çocuklarda sıktır.
2. Uyku terörü (night terror):
•       NREM’in yavaş dalga fazında iken çığlık ya da ağlama ile aniden uyanılır, yoğun korku ve otonomik hiperaktivite bulguları olur.
•       Uyandırılamaz ve rahatlayamaz, uyaranlara cevapsız ve dezoryantedir.
•          Hatırlanan bir rüya yoktur.
•          Çocukların %3’ü, erişkinlerin %1’inde görülür.
3. Uykuda yürüme bozukluğu (somnambulizm):
•       Derin uykuda olur.
•       Uykuda gezmeye başlar, ama uyandırılamaz, cevap vermez, konuşma olabilir.
•       Uyandıktan sonra hatırlamaz.
•       4-8 yaş çocuklarda sık görülür.
Diğer Parasomnialar
•       Uykuda konuşma
•       Uyku paralizisi
•       Bruksizm
•       Enürezis nokturna
•       Primer horlama
•       Uykuda tükürüğünü yutamama

Popüler yazılarımı okumak için sağdaki menüyü kullanabilirsiniz >>


Başarının Anahtarı 10 Adımla Sende!

1- Hedef seç, kesin bir hedefin olsun, puanıma göre tercih yaparım düşüncesinden kurtul!

2- Azimli ol, bir gün çok çalıştın diye ertesi gün gevşetme!

3-Eksiklerini belirle, üstüne git!
 Çoğu öğrenci sadece iyi olduğu dersi daha iyi yapmak için uğraşır. Ama unutulmamalıdırki kötü olunan derste başarılı olunduğunda gelebilecek net sayısı, iyi olunan derste yükseltilebilecek net sayısından çok daha fazla olcaktır. Üzerine gidinildiğinde başarılamayacak ders yok.

4-Hangi ders istediğin bölüme daha fazla puan getiriyor, bunu belirle!
Puanı fazla olan derse bir tık daha fazla çalışmalısın.

5- Farklı kaynakları da kullan!
Dershanenin verdiği kaynaklar sadece 1 penceredir, diğer pencerelerden de sorular görmek adına farklı yayınların kaynakları çözülmeli. Arkadaşlarınızla farklı kaynaklar alıp farklı soruları birbirinize gösterebilirsiniz.

6- Doğru saatte, doğru yerde çalış!
Her insanın zihninin açık olduğu saatler ve yerler farklıdır. Uygun saat ve yeri sen en verim aldığın duruma göre seçmelisin.

7-Önce konuyu anla, sonra soru çöz!
Konuyu anlamadıktan sonra yarısını dahi yapamadığın soruları çözmenin pek bir anlamı olmayacaktır. Mantığını anlamadıktan sonra sorunun cevabını hocadan öğrensen bile aklında kalmayacaktır. Önce konunun mantığını anla! Yoksa günlük 500-600 soru rakamları olsa ne olur olmasa ne olur.Benim ortalama günlük soru sayım 100'dü.

8- Ders çalışırken müzik dinlemek?
Ben dinliyordum, daha uzun süre çalışmamı sağlıyordu. Ama herkes kendini bilir, bu kişiye göre değişebilir. Bazısının ders çalışmasını zorlaştırabilir.


9- Ders çalışmak için uykundan feragat etme gece 12' den sonraya kalma!


10- Beslenmene dikkat et, özellikle et yemeyen insanlar da görülen B12 vitamin eksikliği unutkanlığa ve konsantrasyon eksikliğine yol açar.


Aklıma geldikçe listeyi güncelleyeceğim :)

LYS, YGS Sıralamamı ne kadar yüksellti? yazımı okumak için tıkla:


http://tipveyasam.blogspot.com.tr/2015/03/lys-ygs-sralamam-ne-kadar-yukseltti.html

Saatler ne zaman geri alınacak?

29 Mart Pazar günü 03:00'da saatler 1 saat ileriye alınacak, Böylece yaz saati uygulaması başlamış olacak.


Dengesiz beslenme çocuğunuzu nasıl etkiliyor?



Dengesiz Beslenme, yanlış besin seçimi, besinlerin gereken miktarda alınmaması, her besin öğesinin alınmaması ya da yanlış pişirme yöntemlerinin kullanılması sonucu oluşan beslenmedir

Doğum öncesi ve Bebeklik Dönemi Beslenme
Çocukların beslenmesi anne karnında başlar. Annenin gebe kalmadan önceki beslenme durumu da bebeğin sağlığı için büyük önem taşır. Gebelikten önce yeterli ve dengeli beslenmiş, sağlıklı annelerin gebelikleri daha sorunsuz geçer.
 Hamilelikte ilk aylarda kusma ve bulantı görülmesinin sebebi annenin dengeli beslenmemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Bu tip sorunlar çeken hamileliklerin başlangıcında yumurtalıkların yerinde oluşan sarı cisim hem kendi hormonlarıyla hem de vücuttaki diğer bezleri gerekli hormonları üretmeye teşvik ederek annenin vücudunu zararlı fazlalıklardan temizlemeye çalışır. Bu yüzden gerekirse annede bazı yiyecek ve kokulara karşı nefret doğar, iştahı kaçar.
Annenin gebeliği boyunca yeterli ve dengeli beslenmiş olması, sağlıklı bebek dünyaya getirebilmenin en temel koşuludur.
 Hamile kadınlar bu dönemde artan kalsiyum, vitamin ve protein ihtiyacını çiğ sebze ve meyveler, et ve süt ürünleri, bal veya pekmez, çiğ kuruyemişlerle karşılamalıdırlar. Rafine ve katkılı gıdalardan oldukça uzak durmaları gereklidir.
 Sağlıklı olarak dünyaya gelen bebek, yeterli ve dengeli beslenmenin sürmesi ve iyi bir bakım ile sağlıklı bir çocuk olarak büyür ve gelişir.
Anne sütünün bebeğin büyüme ve gelişmesine, görme ve işitme keskinliği, I.Q. ve entellektüel gelişimine, bağışıklık sisteminin gelişip güçlenmesine ve böylece başta enfeksiyon hastalıklarından ve de allerjiden korunması açısından diğer ürünlerden (formula-mama ve inek sütü-pastörize süt) çok daha fazla katkısı vardır.


Bebeğim sütümle doymuyor mu?
Anne sütü ek ürünlere göre midede daha kısa süre kalır. Bu yüzden bebek çabuk acıkır. Anne sütü üzerine ek ürün alan bebek normalde 3 saat ortalama ile emmesi gerekirken 4-5 saat aralarla acıkacağı için daha az sıklıkta emmeye başlar. Bu da uyaranların azalması ve göğüslerin tam boşalamamasından dolayı anne sütünün giderek azalmasına yol açar. Böylece bebek ek gıdaya mahkum hale gelir.
 Ayrıca 7-8. dk. dan sonra anne sütünün özellikle çoklu doymamış yağ asitlerinden daha zengin olduğu unutulmamalı ve emzirmenin bu sürelerden kısa olmamasına dikkat edilmelidir.


Oyun Çağı Dönemi
Çocuğun kişiliği okulöncesi çağlarda şekillenmekte, yetişkinlik çağındaki davranışlarını etkileyecek alışkanlıkların edinilmesi, genellikle bu yıllara dayanmaktadır.
 Aynı şekilde, çocuğun bu yaşlarda kazandığı yemek yeme alışkanlığı da hayatının daha sonraki dönemlerini etkileyecek ve ileride ortaya çıkacak beslenme sorunlarının temelini oluşturacaktır. Çünkü, beslenme çocuğun bedensel, duygusal gelişmesini ve sosyal davranışlarını doğrudan etkilemektedir.


Okul Çağı Dönemi
Gerek oyun çağı gerekse de okul çağında artık evden dışarı çıkmaya başlayan çocuklar dışarıda değişik ambalajlar içinde sunularak onları cezbeden sağlık açısından hiç de yararlı olmayan ürünlerle tanışacaklardır. Damak tadı açısından onları cezbedecek bu ürünler genelde doymuş yağlar, şeker ve tuzdan zengindir.
Her türlü kraker, bisküvi, cips, şeker, çikolata, şekerli sakız, hamburger ve pizza, kolalı içecekler sağlıklı beslenme açısından sakıncalı yiyeceklerdendir. Özellikle kentsel yerleşimli çocukların bunlarla tanışmaması olanaksızdır.
 Bu nedenle onlarla kavga etmeden çocuğun yaşına göre davranarak bu tür ürünlerden onları uzak tutmaya çalışmak gerekir.


Ergenlik Çağı Dönemi
Ergenlik dönemindeki çocuklar sağlıklı beslenme konusunda ebeveynleri ve doktoru tarafından eğitilmeli ve bilinçlendirilmelidir.
 Genelde okul tabldotu yerine kantinden yemek onları cezbetse de sağlıklı beslenme açısından doğru olan anlatılmalıdır.

Dengesiz beslenme etmenlerine ve bunların oluşturduğu sağlık sorunlarına tek tek bakalım.


Rafine Şeker, Şekerli gıdalar 
Ham şeker rafine edilirken içerisinde ne mineral ne de vitamin kalmaktadır. Beyaz şeker emilmek ve vücuttan atılabilmek için, organizmanın içerisinde depolu olan vitamin ve mineral tuzları kullanır. Bu da ileriki dönemlerde kemik ve diş sağlığında problemler oluşmasına zemin hazırlar.
Aşırı şeker tüketimi hipoglisemiye (düşük şeker) neden olur.
Beyinde seratonin hormonu eksikliğine yol açar.
•       Çocuklarda hiperaktivite, endişe, dikkat eksikliği ve huysuzluğa sebep olur.
•       Uyuşukluklara sebep olur.
•       Adrenalin seviyelerini arttırır.
•       Başarılarını olumsuz etkiler.
•       Egzama oluşumuna katkıda bulunur.
•       Kanser hücrelerinin en sevdiği ortam olması nedeniyle, kansere neden olur.  

Tatlandırıcılar
Tatlandırıcıların en popüler yaygın kullanılanı olan aspartam bugün 6 binden fazla hazır yiyecek ve içeceğe eklenmektedir. İçinde yüzde kırk oranında aspartik asit, yüzde elli oranında fenilalanin, yüzde on oranında metil alkol bulunur. Kolanın tatlandırıcısı olarak bilinilir. Kanserojen olduğu bir çok bilimsel çalışmayla kanıtlanmıştır.
 Aspartamlı bir gıdayı alır almaz, beynimize şeker geldi emri veriliyor ve o anda insülin salgılanmasına yol açıyor. Ortamda şeker olmadığı için insülin, kanda açlık şekerini düşürüyor. Doğal olarak karnınız acıkıyor ve daha fazla yiyorsunuz.

Glikoz ve fruktoz şurupları
Meyve ve sebzelerden alınan doğal şekerler insülin ile parçalanıp 3-4 saat içinde kana karışırken, nişastanın kimyasallarla parçalanmasından elde edilen bu ürünler 15-20 dakika gibi bir sürede direkt kana karışırlar, bu nedenle özellikle kan için oldukça zararlıdırlar.
 Kanda yükselen şeker insülin hormonunun daha fazla devreye girmesine neden olur. İnsülin çoğalınca da kan şekeri bir anda düşer böylece asıl şeker tüketicisi olan beyin besinleri yeterince alamaz. Bu nedenle de kişide aşırı yeme krizi başlar. Bu şekilde alınan kaloriler hemen yağ hücrelerinin içine girer

Çikolata
İçeriğindeki şeker, soya lesitininin büyük ölçüde GDO’ lu olması, aromalar yüzünden helalliği tehlikededir.
 Kafein içerdiğinden dolayı küçük çocuklar tarafından fazla tüketildiğinde mide reflüsüne sebep olduğu ilerlemesi dahilinde hiperaktiviteye yol açtığı görülmüştür.
Piyasadaki düşük kaliteli çikolatalarda ise kakao yağı yerine hidrojenize bitkisel yağ kullanılır. Bunlar da trans yağ asitleri içermektedir


Beyaz Un
Bugünkü toplumun karnını doyurduğu halde gizli açlık çekmesinin nedeni; buğdayın kepek ve rüşeym bölümünün ayrıştırılmasıdır.
 Ruşeym, buğdayın vitamin ve mineral açısından en zengin bölümüdür. Yapısında demir, önemli mineraller, doymuş yağ asitleri, protein lif, B ve E vitaminleri bulunur.
 Kepek kısmı ise buğdayın koruyucu tabakasıdır. Demir, çinko, lif ve protein bakımından çok zengindir

Et ve Tavuk
Et ve tavuktan elde edilen sosis, salam, sucuk gibi ürünlerde kanserojen nitrit ve nitrat katkılarının konulması, yüksek miktarda tuz içermeleri, soya vb. ürünlerin bileşimine girmesi, pişirilme şekilleri bu tip ürünlerin zararlarını katlıyor.
 Araştırmalar bu tip ürünleri yiyenlerin kalp krizi riskinin yüzde 42, diyabet riskinin yüzde 20 arttığını göstermiştir


Meyve Suları ve Maden Suları
Meyve suları, %100 ibaresi bulunanlar da dahil ısıl işlem görmeleri böylece içeriğindeki B kompleks ve C vitamininin büyük ölçüde tahrip olması, posasının olmayışı, içeriğine eklenen aromalar nedeniyle helalliğinin bozulması, tatlılığından dolayı çocuklarda meyve yeme isteğini yok etmesi nedeniyle faydasızdır.
 Kayısı ve şeftali gibi meyvelerinse %100 meyve suyu yapılamadığı için bunlar früktoz şurupları ile tatlandırılıyor.
 Bikarbonatlar, magnezyum, sitratlar, sodyum, flor ve kalsiyum içerikleri yönüyle faydalı olan maden suları ise aroma ve glikoz şurubu katılarak zararlı hale getirilmektedir

Süt Ürünleri
Aromalı sütler ve yoğurtlar hem aroma, tatlandırıcı ve renklendirici maddeler içermeleri yönüyle zararlı hale gelmektedir.

Yağlar
Çocuklarımızın sıkça tükettiği poğaçalar, hamburger ekmekleri yüzde %50 ye yakın oranda hidrojenize yağlar, endüstriyel margarinler içermekte vücut sıcaklığında erimeyen bu yağlar kalp, damar hastalıklarının birinci sebebi olmaktadır.
 Rafine yağlara ise GDO’lu pamuk ve soya yağlarıyla tağşiş yapılmakta, birçok lokanta ve hazır yemek fabrikaları bitkisel yağ adı altında bu tip ucuz yağları kullanmaktadır.

Dengeli Beslen, Sağlıklı Ol!